ÇEVRE
BİLİMİ
Aşağıdaki konular Yard.Doç Dr. Rüştü
ILGAR’ın ders notlarından derlenmiştir.
Bu notlara www.cevre.bolum.net adresinden Çevre Bilim i tıklayarak ta
ulaşabilirsiniz.
EKOLOJİ :
İnsan ve diğer canlılar birbirleriyle ve çevreleriyle olan
ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır. Ekoloji adını ilk
kullanım :1867 yılında Alman Biyolog Ernest HAECKEL
kullanmıştır
ÇEVRE
BİLİMLERİ : Ekoloji , ormancılık, ziraat, tıp,
coğrafya, sosyoloji, antropoloji, ekonomi, fizik, kimya,
mühendislik, siyasal bilgiler, hukuktan etkilenmiş disiplinler
arası bir bilim dalıdır.
Oysa Çevre
Bilimi ve Ekoloji bütünleşmiş aynı anlamda kullanılıyor
olmuştur.
Ekoloji :
Çeşitli türdeki canlıların çevreleri ile uyumlu olarak
hayatlarını nasıl sürdürdüklerini ve ihtiyaçlarını
nasıl karşıladıklarını ve çeşitli fonksiyonlarını
nasıl oluşturduğunu araştırır. Ekoloji bir canlı türünü
ve ortam arasındaki ilişkilerini incelemektedir.
Ülkemizde milyonlarca bitki ve hayvan
türü mevcuttur. Bu canlı fizyolojik organizmaların
yapılarında doğal etmenlerden 4 ana madde ağırlıklı
olarak bulunmaktadır. Bunlar:
Doğada hiçbir
canlı tek başına yaşayamaz. Her organizma kendi yaşamını
devam ettirmek için bir başka canlıya gereksinim duyar.
Canlı Çevre
: Canlının çevresinde bulunun organik yapılı canlılar
bütünüdür. Bir derede yaşayan tek bir sazanın canlı
çevresi diğer sazanlar ve balık türleri, solucan, yengeçler,
kurtçuklar, bitki ve otlar, yosunlar, mikro ve makro
organizmalar, derede avlanan ya da geçen insan vb.. canlı
çevresini oluşturur.
Cansız Çevre
: Canlının çevresinde bulunun inorganik yapılı
bütündür. Kara, su ve hava, su gibi canlıların
içinde yaşadığı ortamlardır. Gün ışığı,
sıcaklık,ortamın fiziksel ve kimyasal özellikleri vb..
Toprak, sadece
litosfer, hava sadece atmosfer değildir.İçindeki
bütünleriyle yansıtılır.
.
A- Belli
bir alanda yaşayan ve birbirileriyle sürekli etkileşim içinde
olan canlılar ile cansız çevrelerin oluşturduğu bütüne ekosistem
denir.
B- Geniş
anlamda sınırları belli bir alanda yaşayan
Üreticiler,Tüketiciler, Ayrıştırıcılar cansız çevreden
oluşan Enerji Akımı, Mineral döngüleri, populasyon denetim
işlevini kapsayan birime ekosistem denir.
Çeşitli
Ekolojik Kavramlar
:
Ekosfer
: Dünya Ekosistemi. Biyosferdeki canlılar ile bunların
çevreyi.
Niş
: (Görev) bir organizmanın ya da populasyonun ekosistemdeki
görevi.
Detrius
: Çürümekte olan organik madde.
Biyosfer
: Canlı Küre = Ekosfer
Populasyon :
belli bir bölgede yaşayan aynı türden bireylerden oluşan
topluluk.
Birbirleriyle etkileşim
içinde olan bağımlı parçaların oluşturduğu bütüne
sistem denir.
Doğal Sistemler
2’ ye ayrılır :
-------->
Enerji, Madde
<------- Isı,
kullanmadıkları madde
EKOSİSTEMLERİN ÖĞELERİ
Canlı Öğeleri
( Biyotik )
Cansız Öğeler
a) Üreticiler
a) İnorganik Maddeler
b) Tüketiciler
(Birincil, İkincil )
b) Organik Maddeler
c)
Ayrıştırıcılar
c) Fiziksel Etmenler
EKOSİSTEM İŞLEVLERİ
Ekosistem canlı
ve cansız öğeleri 3 temel işlevle birbirine
bağlanır.
a) Enerji Akımı
:
Güneş
Enerjisi-----> Üreticiler -----> I. Tüketici ------>
II. Tüketici
/ / / /
/ /
|
Ayrıştırıcılar |
b)Madde
Döngüsü : Güneş enerjisi hariç Su, CO2,
İnorganik Kimya (Azot, Nitrojen, Fosfor, Mg, CO2 )
\ \ / / /
/ / /
|
Ayrıştırıcılar |
c) Populasyon
Denetimleri : Populasyon denetimleri geri beslenme
mekanizmasıyla olur.
Bir canlı
tükettiği canlı ya da endeksli olarak artar veya azalır.
Örneğin ; leyleklerin artması ya da azalması tükettiği
yiyecek kıtlığı ya da fazlalığına göre değişir.
Havanın
sıcaklığı, soğukluğu, beslenme, hastalık, avlanma,
mekanın yetersizliği vb..
EKOSİSTEMDEKİ FALİYETLER
Güneş
Enerjisi-----> Üreticiler -----> I. Tüketici ------>
II. Tüketici
/ / / /
/ /
|
Ayrıştırıcılar |
Güneşten
gelen enerji et oburlara doğru sürekli akım halindedir.
Tekyönlü olan bu akım ile gelen enerji bitki organizmalarınca
fotosentez ile özümlenir (çıktı). Kullanımla bir kısmı
harcanır kalan kısmı I’cil Tüketicilerin tüketmesiyle
onlara aktarılır. Ya da ölümleriyle ayrıştırıcılar
tarafından kimyasal enerjileri absorbe edilir. I.
Tüketicilerdeki gibi, II’cil Tüketicilerde de aynı mekanizma
işletilir. Denge ekosisteminde giren enerji ile çıkan enerji
eşittir.
2. Madde Döngüsü
:
| --
Su --Güneş
ışığı --CO2 --İnorganik
maddeler |
\ \ / /
/ / / /
|
Ayrıştırıcılar |
\\ //
Dokularındaki
birikme-----> Bunları tüketen I’cil tüketicilerin
dokularında toplanır. (Tüketen II’cil tüketiciler)
Bu
madde döngüsü yoluyla bazen insanlara kadar olumsuz
degredasyon değişimler olur. Örneğin topraklarda ana
materyalinde bulunan aktif maddelerden Toryum, Potasyum, Radyum
ve Radon suda çözününce su kaynaklarına ve bitkilere geçer.
Bitkiler tarafından özümlenerek organik yapıya geçer.
Radyasyona karşılık dayanıklı olduklarından bitkiler
üzerinde zararlı bir etki görülemez. Ancak bu rayonaklidler
bitki hücrelerinde birikerek bu bitkileri yiyen hayvan ya da
insanlar için büyük tehlike oluşturur. Ayrıştırıcılar
önemlidir: Üreticiler fotosentez yapamaz olur. Bu da madde
döngüsünü bitirir. Eğer alınan madde ortama dönmezse ortam
inorganik madde açısından fakirleşir.
3.Populasyon
Denetimleri :
Populasyon,
ekosistemin canlı ve cansız unsurları sürekli denetler. Bir
göldeki balık populasyonun denetimi o bölgedeki avlanan kuş
ve insanlarca denetlenirken, gölün fiziksel osinografik
şartlarıda bu denetim de görev alır.Örneğin, havaların
aşırı soğuması, buz tutma, O2 azlığı ve
ölümler. Ortama giren zararlı unsurlar, hastalık, çevre
kirliliği, kıtlık, üreme eksikliği vb..
Örneğin :
Şahin > Güvercin, Tilki >Tavşan, Palamut > Hamsi
Sebep : 1. Az
emekle
2. En yüksek enerji
3. En yüksek besin
Eğer aslan geyik
yerine fare tutup beslenmeye kalksa ne kadar emek çaba ve
canlıya + zamana ihtiyaç duyardı.
Optimal Beslenme
: En kısa zamanda en yüksek besin enerjisi sağlamanın
yanında beslenme esnasında en az tehlike riskiyle
beslenmesidir.
Örnek Deney :
İskoçya da Spinachia yediği karidese benzer mysisin ile
beslenmektedir.
Optimum deneysel
boyu= Büyük olan daha balığın büyük, küçük olan daha
küçük tükettiği saptanmıştır (Mide Analizi ).
Hayvanın
büyük cüssesi ve bu hareketlilik düzeyini sürdürebilmesi
için yani çok yüksek olacak enerji girdilerini
karşılayabilmesi için çok av bulması gerekecektir. Ancak
bazen terside olabilir.
----
Mavi balina birkaç santim boyundaki çok sayıda krill
denen planktonları suyun belli derinliğinde ağzını açıp
süzgece benzer kemiksel yapılarıyla süzer. Böylece çok
miktardan besini zahmetsizce alır.
Ki bu yüzden
büyük canlıları yiyen balinaların aksine mavi balina
yırtıcı ve avcı olarak değerlendirilmemektedir.
---- Aslan
< Zürafadan, Kurtlar < Bizon Öküzlerinden, Yılanlar <
değişik canlılardan, toplu hareket eden Afrika Karıncaları
< avladıkları büyük hayvanlardan büyüktürler.
bitkilerle
beslenen böcek > bunlarla beslenen avcı böcek >
küçük kuşlar > şahin
----- Asalak ----
Asalak besin
zincirinin özelliği, besinin üst halkalarındaki organizmaların
alt halkalarındakinin boyca küçük olması ve bu beslenme
esnasında yaşamlarının devamı bir başka canlıya
bağlıdır.
Örneğin, Eşek
arısı yumurtalarını Tırtılın vücudunun üzerine
bırakır. Yumurtadan çıkan eşek arısı kurtçukları, bu
kurtçuklara bağlı yaşamlarını idame ettirirler. Bu
kurtçuların üzerindeyse protoza denilen tek hücreli ergenin
yaşar.
Protozolar ise
bünyelerine bakteri bulundurur.
Tırtıl
> Eşek Arısı kurtçuğu > Protoza > Bakteri
Yine İnsan >
Tenya
-----Detrius
-----
Çürümekte olan
organik maddedir. Besin zincirinin girdisidir. Birincil büyük
kısmı organik tortu olarak denize yayılır. Örneğin, Kefal
Detrius’la beslenir. Bu yüzden sığ sularda, koylarda,
lagünlerde, nehir ağızlarında bol bulunur.
----
Ötrofikasyon ----
Besleyici
maddelerin oluşturduğu kirlenme türüdür. Deniz, Akarsu ve
göllerde en belirgin kirlenme türüdür.
Besleyici tuzların gölü
veya denizi zenginleştirince aşırı miktarda Alg ve Yosun
türü üretimi artar. Bu alglerin veya yosunların dibe çöküp
ayrışması için O2 ye ihtiyaç duyarlar ve O2
tüketilir. Dipte O2 tükenir ve Hidrojen sülfat
gazı ortaya çıkar.( Çürük yumurta kokusudur. Bu zehirli gaz
suyun karışmasıyla zaman zaman yüzeye çıkar ve kokular
yayılır) Suyun yeşil ve bulanık renge bürünmesinin nedeni
; bu aşırı alg artımıdır. Akarsularda ve kanalizasyon
sularıyla göle ya da denizlerde Ötrofikasyon rastlanır.
Burada yaşayan diğer canlılar turizm, eğlence, rekreasyon
imkanlarını kısıtlamaktadır.
BESİN
AĞLARININ İNCELENMESİ
Örneğin, gül
bitleri sadece ----> gül bitkisiyle beslenir. Bu beslenme
türü doğrudan sayılabilir.
Ancak böceklerin
beslendiği gül bitiyle, gül bitkisini kuşlarda yer. Bu
beslenmeyi doğrudan sayımla saptamak oldukça zordur
Aslanlar sadece
------> Zebra değil, Yaban Sığırı da,Geyik de yer.
Sırtlanlar
aslanların öldürdüğü Zebralarla beslendiği sanılırken
gece görüşüyle tam tersi olduğu, gündüz sırtlanların
kaçtığı görüldü.
Organizmaların beslenme ilişkileri genellikle
Ayrı Türdeki
canlılar arasında beslenme: Örneğin :tilki, tilkiyi yemez ama
tam terside olabilir. Balık, balığı yemez. Örnek: bir
çöl örümceği erkeğini yer.
Aynı türden
canlılar arasında beslenme: balıklar balıkta yiyebilirler.
Ornivor: Kuzu ot
yer.
Sembiyoz (ortak yaşam) : Örneğin , Deniz yosunu türünden
bazı organizmalar , fungus türü organizmalarla bir araya
gelirler ve likenli denilen bitkileri canlıları oluştururlar.
Fungus organizması özel kök ve enzim sistemleri cansız
ortamdan ( havadan) su ve mineral maddeleri çıkarır. Yosun
türü canlı ise bu maddelerin fotosentezde kullanarak her iki
tarafı kullanacağı organik maddeleri üretir.
İşbirliği şeklinde beslenme ilişkisi :Aynı türdeki
örneğin, arılardan bir beslenme yeri bulunan bal arısı
diğerlerine haber verir. Kurtlar bir araya gelip toplu hareket
ederler
Parazit: Zorunlu
ise, Bit, Kene= parazit
Acı bitkisi
toprağa her yıl gömülmediği halde yetişemez. Sincaplar
gömüp diğer yıl yetişmesini sağlar. Arı, böcek ve kuşlar
bitkileri bacak ve kanatlıyla aşılaması
Ortamdaki maddeleri tüketir. Örneğin bitkiler büyüyebilmek
için nitrat ve fosfatı alırlar. Cansız çevrenin fiziksel ve
kimyasal yapısını değiştirirler. Örneğin, Baklagiller
üzerinde büyüdükleri toprağın kimyasal yapısını etkiler,
Azot miktarını artırırlar. Örneğin, yer solucanları
toprağı yutarak ufalar, Kalsiyum Karbonat oluşumuna aracı
olurlar.
Ortama
yeni madde girişi sağlarlar. 4,5 Milyar yıl önce
denizdeki mikroskobik bitkiler atmosferdeki O2 oluşturmuşlardır.
Olumsuz etkileşimde insanın rolü oldukça fazladır.
Sosyoloji
: Şehir içindeki insan ilişkileri, gurup davranışları ile
katlıda bulunur.
Antropoloji :
İlkel toplumlardaki, ilk insan çevre ilişkisiyle katkıda
bulunur.
Psikoloji
: İnsan-çevre karşılıklı etkileşimi ve bıraktığı
etkiler.
İktisat
: Kısıtlayıcı ve yönlendirici etkileri.
Coğrafya
: Çevre, Doğal kaynaklar, fiziki faktörler ile
Siyaset
: Siyasal kurumların yön verici şartları.
Biyoloji
: Flora ve faunanın ekolojik etkileşimleri.
Tıp Bilimi
: Çevre koşullarının sağlığa etkileri.
Mimarlık
: Peyzaj, Park, Yeşil alan, Yol,Mimari, Şehir planı
Ziraat
:Tarım ilaçları, Zararlarla mücadele,Toprak üretimi.
TÜKİYE
DE İLK ÇEVRE SORUNLARI İLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR
----- 1940
Yıllarında Alman tarım profesörü Christiangen VENİGER,
Türkiye de ilk kez, Türkiye’deki Toprak erozyonunu el
alan eser yayınlandı. 1950’li yılların başında erozyon
etütleri yapıldı.
------1940’li
yıllarda ilk su kirlilik etütleri Haliç’te yapıldı.
1960’lı yılların ortalarında İzmir ve İzmit Körfezleri,1970’li
yıllarda Mersin, Simav, Ankara, Sakarya nehirlerinde, Sapanca ve
Tuz göllerinde kirlilik çalışmaları yapıldı.(1970)
------ Hava
kirliliği 1960’lı yılların başında, Murgul işletmesinin
ortama yaydığı gazdan dolayı yapıldı. Aynı yıllarda
Ankara’da da ölçümle yapıldı.
SU DÖNGÜSÜ:
Su döngüsünün sağlıklı çalıştığı alanlar bitki
örtüsünün zengin olduğu alanlar olduğu saptanmış.
Örneğin su döngüsü Brezilya’nın zengin ormanlarında,
otluk çalılık alanlardan 2 kat, çıplak alanlarından 10
kat daha fazladır.
Ağaçların
kesildiği ABD’nin ticari orman alanlarının 3 yıl içinde
yabani ot öldürücü ilaçlar kullanıldığından su ve
besleyici tuz bütçelerinin çok değiştiği görülmüştür.
Artan su çıktısıyla akan kalsiyum 6 kat, azot 15 kat
azalmıştır. Ancak besleyici tuzların yeniden dengeye girmesi
10-15 yıl kadar zaman gerektirmektedir.
Venezuela’nın
tropikal ormanlarında ormanın besleyici tuz rezervlerinin (Ca,
K, Mg) sadece % 8 inorganik olarak topraktan %92’si organik
olarak canlı dokulardan ayrışmamış bitki kalıntısından
almaktadır.
Sonuç: Orman
alanlarından tropikler ile ılıman alanlar arasında farklar
vardır. Çıplak kalan alanlarda tropikal orman 1 daha
yeşerememektedir. Üst toprağın yapısı bozulduğundan
erozyon ile fosfat sistemden uzaklaşmaktadır. Bu durumda doğal
bitki örtüsü yok olmakta su ve besleyici tuz çıktısı
artmaktadır. Topraktan akıp giden gübrenin yerine yenisinin
konulması gerekmektedir. Hayvan gübresi gibi organik
gübrelerden daha uzun süre kalmaktadır. Yavaş yavaş
ayrışmakta suda ise az çözünmektedir. Sentetik gübre ise
daha hızlı akıp gitmektedir.
Çağdaş
sanayileşmiş toplumlardaysa biyolojik üretim/tüketim
döngüsü kırılmış gübre, dışkı, bitki artıklarının
arıtmaya tabi tutulmuş yerini kimyasal gübreler almıştır.
Kademe
1.
Arıtma elek ve süzgeç ile tutulur ancak deşarja uygun
değildir.
2.
Arıtma BOD(Organik içeriği)azalır. Pompayla hava verilir.
Organik maddeler ayrıştırılır.
3.
Suya kireç ve bazı kimyasallar eklenerek fosfat ve diğer
tuzlar çöktürülür.
·
Arıtmayla içilebilir kalitede su elde edilebilmektedir. Ancak
pahalıdır. Kanalizasyon suları Avrupa ve ABD de sulama suyu
olarak kullanılmaktadır.
·
Endonezya’da organik madde oranı yüksek atık sular nehirlere
karışınca yüksek balık üretimi yapılmakta(sayı ve boyca)
ancak bulaşıcı hastalıklar görülmektedir. Halka bu
balıkların iyi pişirilmesi öğütlenmektedir.
1-Biyolojik
birikime neden olan maddeler organizmalarda kimyasal ve biyolojik
olarak zor ayrışmakta yada parçalanmaktadır.Buda canlı
yaşamını tehdit etmektedir.
Çevredeki ve
yiyeceklerdeki kimyasallar önce küçük yaşta alerji-orta
yaşta gelişim,
solunum, kalp,
kanser ileri yaşlarda ölüm
Örneğin:Asit
yağışlar önce 1.Bitkinin büyümesini
yavaşlatmakta
2.Cılız kalma, direnç bozukluğu
3.Hastalık
|
4.Ölüm
2-Bu maddeler
suda değil daha ziyade yağda çözünmektedir. Bu maddelerin
canlı organizmaların yağ dokularında biriktiğinden dışkı,
terleme, solunum yolarıyla atılması imkansızdır.
3- Bu maddeler
termodinamik kanunu gereğince besin zincirinin çalışmasını
engelleyerek enerji aktarımını olumsuz etkilerler.
CİVA:Tıpta,sanayide,
basınç, boya, ampul, tohumluk buğday ilaçlanması mantar ve
küf için kullanılır. Irakta tohumluk buğdaylar hayvan yemi
ve ekmek yapımında kullanılınca 459 kişi öldü. Civanın
miktarı ve vücuttan 70 günde atılıyor. Beyne, böbrek,
karaciğere, nörolojik bozukluklar körlük vb..
Her yıl maden
çıkarmakla %50’si ile diğer kısmı ise doğal olarak
çıkmakta %50 civa ortamı etkilemektedir. (Aşağı yukarı
eşittir.) Civa denizlerde, birikinti kayalarda depolanmış.
KURŞUN:Otomobiller
ve benzin,daha önce su boruları ve boyalar
kurşunlanırdı.Roma imparatorluğu şarap küplerinin
sırlarını kurşunla yapmışlar.Zengin Romalıların
iskeletlerinde yüksek kurşun konsantrasyon fakirler ve
parasızlarda kölelerde az miktarda kurşun çıkmıştır.(%90
günümüzde eksozdur.)
KADMİNYUM:Şehir
havası ve sigara dumanında kadminyum olduğu saptanmıştır.
Her gün alınan milyonda 0,1 oranındaki doz erken ölüme, 0,08
oranı böbrek hastalıklarına yol açmaktadır. Japonya’da
1955-68 yıllarında eklemlerde oluşturduğu kalsiyum kaybı
nedeniyle büyük acıyla ölümlere yol açmıştır.100 kişi
ölmüş (Japonca itai-itai, Türkçe ay-ay hastalığı)
Sr
-90(stronsiyum 90):28 yıl uzun ömürlü radyoaktif
maddelerdir.
Cs-137(sezyum
137):33 yılda (yarılanma ömrü)
I-131(Radyoaktif
iyot 131): Kısa süreli 8 günde yarılanır.
Radyoaktif
iyot(I-131): Dolaşım sistemine karışınca tirid bezince
seçilir ve tutulur. Örneğin radyoaktif iyotla kirli çöl
bitkileriyle beslenen çöl tavşanlarında bitkilerden 500 kat
fazla birikim görülür.
Stronsiyum-
90(Sr-90): Biyokimyasal yönden kalsiyuma benzer. Kemiklerde
birikir.Örneğin nükleer santralden göle karışan Sr-90
gölün en üst etoburunun kemiklerinde 3000 kata ulaşır.
Sezyum-137(Cs-137):
Potasyuma benzer. Kaş ve bazı iç organlarda birikir.
PCB(Poliklorürlü
bifenil) ve DDT:Suda erimeyip yağda çözünürler.Hem
biyolojik hemde kimyasal olarak zor ayrışırlar.
PCB: DDT’den
daha dayanıklıdır ve daha fazla birikime neden olur. Yüksek
dozda karaciğer kanserine neden olmaktadır. PCB karışan
pirinç yağından dolayı 1000 kadar Japon 1968 yılında cilt,
deri, karaciğer hastalığına tutulmuştur.
DDT: Milyonda
0,6-6 oranda DDT karidesleri öldürebilirken buna karşılık
balık yiyen avcı kuşlarda ve memelilerde direk ölüm olmaz.
Etkisi yumurtaların kabuğu incelmiş, kırılmalar olmuş,
yavru civciv çıkmadığından populasyon azalmış.
PAH:
(Poliaromatik hidrokarbon)
LAS: (Linea
Alkıl Sulfat)
Aşağıdaki
derslerde anlatılan notlar konu başlıklarıyla verilmiştir.
Düzenli not tutanlardan temin edilmesinde yarar vardır.
Biyom
Ekotop
Ekoton
Habitat
Dünya
ekosistemi çok sayıda ve değişik büyüklükteki
ekosistemlerden oluşan bir komplekstir. Boyutsal olarak en
geniş olanı Biyom denir. Makroklima bölgelerine bağlı olarak
oluşmuşlardır.Tundra, step, çöl, iğne yapraklı orman,
Akdeniz iklim bölgesi biyomu gibi..
Her biyomun içinde daha küçük alanda farklılık gösteren
mekanlara ekotop denir. Ekosistemler arasında geçiş özelliği
gösteren ekosistemlere ekoton denir.
Niş:Organik
toplulukların yaşadığı küçük boyutlu mekanı ve bu
mekanın organik topluluklara etkisini gösterir.
EKOSİSTEM
DEĞİŞİMİ
Homeostatik
Denge: Ekosistemde üretim ve tüketim arasındaki dengeye
denir.
Suksesyon: Bir
ekosistemin ortamda meydana gelen değişiklikler neticesinde
yerini bir başka ekosisteme bırakmasına denir. Örneğin Orta
Karadeniz’in ilkel nemli ormanları yerini psodomakiye, İç
Anadolu ormanları step-antropojen step göl ekosistemi yerini
bataklık ekosistemine bırakır.
Klimaks: Ortam
koşullarına tam uyum ve azami gelişme gösteren ekosistemlerin
nihai erişmiş ekosistemine denir. Bir orman yangınından sonra
doğal yapıya uygun olarak önce çayırlar, fundalık ve
bataklık zamanla güçlü ağaçlar ve iklime uygun bitkiler
gelişir. Buna klimaks denir.
Doğal
suksesyon, doğal yangın, alüvyonlaşma, delta büyümesi,
kumullaşma
Beşeri
suksesyon, Artan nüfus, değişen ekonomik faaliyetler
Ortam: Canlı
varlıkların hayati bağlarla bağlı oldukları ve aynı
zamanda etkilendikleri mekan birimine denir.
Çevre: Canlının
çevresi
Ortam
kullanılması daha uygun çünkü sadece canlı varlığın veya
varlıkların çevresi ve çevresel etkileri değil bizzat
üzerinde yer aldığı mekanın şartlarını da kapsamış
olur.
Homeostatik
denge
Süksesyon
Klimaks
Ortam
Çevre
ENERJİ
PİRAMİDİ
üst
tüketici
etobur
otoburlar
I.üreticiler
Kornivor
Herbivor
%10 yasası:Temel
üreticiler fotosentezden aldıkları enerjiyi kimyasal enerjiye
çevirirler ve otobura geçer. Bir bitki 1000cal güneş
enerjisini 100cal besin enerjisine çevirir. Aynı zincirde
insana ulaşan enerji 1cal düşer. Başka bir bakış
açısıyla bitkisel besinlerle 100 milyon kişi
beslenebilecekken hayvansal proteinlerle 10 milyon kişi
beslenebilmektedir. Nitekim bitkisel beslenme hayvansal proteine
göre daha verimlidir.
Örnekler
Orman
ekosistemi
Göl
Ekosistemi
Populasyon: Belli
bir mekanda yaşayan aynı türden bireylerin oluşturduğu
topluluğa populasyon denir. Örneğin bir adadaki serçe ile
diğer adadaki serçeler ayrı birer tür olmalarına rağmen
aynı populasyonlardır. Aynı durum yan yana iki farklı gölde
yaşayan sazanlarda aynı populasyonlardır.
Tür: Potansiyel
olarak birbirleriyle çiftleşebilen ve üreme yeteneğine sahip
yavru yetiştirebilen bireyler topluluğudur. Örneğin katır
bir tür değildir.
-Kesin coğrafi
sınırlarla ayrılamazlar.
-Populasyon
başka topluluklara karışma derecesindedir. Örneğin balık ve
çekirgeler sürüsü populasyon sayılmaz çünkü sonra
ayrılırlar.
-Çok geniş
alanlara yayılabilir. Güneybatı Toroslardaki Alageyik
populasyonu
-Bireyler tek
tek populasyonun genel özelliklerini sergiler.
Dağılımı,
yayılımı değişir.
Populasyon
Dinamiği: Geniş anlamda populasyonla ilgili tüm sayısal
hesapları kapsar. Dar anlamıyla bir populasyonda zamanla
meydana gelen sayısal değişimlerin incelenmesidir.
Geometrik
Artış-Aritmetik Artış: Örneğin 100 bireylik bir canlı
populasyonu yılda 50 birey çoğalırsa 3 yılda toplam 150
birey+100=250 birey olur. Bu tür artışa aritmetik artış
denir.
Ancak 1.yıl-50
2.yıl-75
3.yıl-112 Toplam 337 birey olur. Buna geometrik artış denir.
Tüm populasyonlar geometrik olarak çoğalırlar. Bir ev sineği
120 yumurta bırakır. Bunların 60 çeşidi bol su her kuşakta
60 kat artış olur. Örneğin bir aile 4 çocuk yapsa
çocukları da 4 çocuk yapsa geometrik artış şu şekilde
olur. 2 4 8 16 32 64......
İngiliz Thomas Malthus 1798’de ortaya sürdüğü görüşe
göre dünya nüfusu geometrik diziyle artmaktadır. Tarımda
ilerlemeler ise kısa sürede o toplum için bir avantaj sağlar.
Uzun sürede insan nüfusu diziye göre fakat tarım üretimi
aritmetik diziye göre arttığından dünya nüfusunu
besleyemeyecek diye ifade etmektedir.
Demografik
Geçiş Kavramı: Tüm toplumlarda hem doğum hem ölüm
yüksek. Sanayi toplumlarında her ikisi de düşüktür.
Günümüz sanayi toplulukları zamanında tarım toplumu
olduklarından zamanla düşük ölüm ve doğuma geçmişlerdir.
Bu geçişe demografik geçiş denir.
Kavram:
Çeşitli zararlılarla mücade için, bu zararlılara karşı
kimyasal zehirler dediğimiz biyositlerin yerine o zararlıların
doğal düşmanlarının kullanılmasına denir.
Kimyasal
mücadelenin Tehlikeleri:Hedef organizmayı değil tüm çevrede
tehdit unsur olmaktadır.
Besin zinciri yoluyla o kimyasala maruz
kalmamış bir çok canlı etkilenmektedir.
Hedef organizmaların doğal seçilim (selleksiyon) yoluyla daha
bağışıklık kazanmışları hayatta kalması sağlanarak zehirle
dirençli zararlılar oluşturulmakta
Kısa zamanda zararlı azalınca zararlının düşmanları olan
türler düşmansız kalıp aşırı artmakta. Bir kanalla
çoğalan zararlı besini artışına (düşmanları) bağlı
olarak bu defa daha iyi beslenmekte ve çoğalmaktadır.
Hedeflenen organizma bazen ortadan kalkmakta ama onun düşmanı
olan bir başka zararlı düşmansız kaldığı için çoğalıp
yeni bir zararlının türemesine zemin hazırlanmakta
Zararlılarla
mücadele yöntemleri 1-Düşman avcı böcek yada
canlıları kullanmak:Örneğin Artvin Şavşat ve Pasot
Ormanlarında Doğu Ladinine zarar veren soymuk böceğinin
önüne Gürcistan’dan düşman böcek getirilerek (Rhizophogus
Grandis) zararlının önünü alınmıştır
2-Hormon kullanmak:Hormonlu yiyecekler hedef canlıya sunularak
cinsel üremeleri önlenmiştir. Örneğin kuşları öldürmeyen
ancak yumurta kabuk yapısını incelten hormonlar verilerek
kuluçka devresini tamamlamadan yumurtaların kırılması
sağlanmıştır. Dolayısıyla üremeleri hormon kullanarak
engellenmişti
3-Cinsel çekici koku maddeleri kullanmak: Örneğin orta Avrupa
da Çam türlerine zarar veren bir tür için Feromen dediğimiz
plastik borulara sürülmüş bileşikle hektara 20-30 adet
asılarak mücadele yoluna gidilmiştir
4-Zaarlı böcek ve canlılara karşı dirençli ürünler
geliştirerek.Genetik yapılarına müdahale ile. Örneğin ABD
de buğdaylardaki bir tür zararlı olan sap küfüne karşı
direnç sağlayan genler aşılanarak zararlı etkileşim
minimuma indirgenmiştir.
5-Mono kültürden kaçınmak.mono kültür zararlının daha
hızlı ilerlemesini ve çoğalmasını geniş alanlara
yayılmasını sağladığından bunun önüne geçilmelidir.
Suyun yerkürede bulunuşu Okyanus
ve denizler
Buzullar
Akarsu ve Göller
Yer altı suları
Atmosferdeki Su
Buharı (Yağmur, Dolu, Kar, Kırağı, Kırç, Çiğ, Sis)
Su faydaları / kullanım alanları Yaşamsal
faaliyetler
İklim dengeleyici
özelliği
Tarımsal
üretimlerdeki zaruret
Sanayideki zaruret
(örneğin 1ton kağıt elde etmek için 350 ton su gerekli)
Dinsel amaçlı
kullanımlar
Su kirliği kavramı : Suyun yararlı
kullanımını etkileyecek miktarda kimyasal, fiziksel yada
biyolojik maddelerin katılmasıyla kalitesinin bozulmasını
ifade eder.
Su kalitesi (ph, Sıcaklık,
AKM,BOİ,ÇO,KOİ,TOK, Koliform, Radyo Aktif Elementler)
Suyun kirlenme türleri Fiziksel
kirlilik
Kimyasal kirlilik
Biyolojik kirlilik
Toprağın Genel Özellikleri:
Tekstürü, Horizonları (A,B,C ve Anakaya)
Toprağın Yararları (Yer kürenin
ısınmasındaki rolü, üretimdeki rolü, yaşama mekanı, suyun
filtresi, vb)
Toprak Kirliliği
Hatalı sulama
Hatalı gübreleme
Kentsel atıklar
Endüstriyel
Atıklar
Yanlış
Yapılaşma
Toprak Türleri a)Taşınmış
Topraklar-Alüvyonlar
b)Yerli Topraklar:
Kurak-Yarıkurak Bölgelerde: Boz
topraklar, terra rozalar, çernozyumlar, kestane renkli bozkır
toprakları, çöl toprakları
Soğuk Nemli Bölgelerde:Tundra , potzollar
Sıcak Ilıman Kuşakta: Kestane Kestane renkli orman
toprakları, Kahverenkli orman toprakları,
Nemli sıcak Kuşakta: Lateritler
Havanın
Bileşimi: Azot (% 78) ve oksijen ( % 21). Ayrıca,
troposferdeki hava % 1’den az argon ve yaklaşık 0.0035
karbondioksit içermektedir. Troposferdeki havada nemli
tropiklerde % 5, kutuplarda ise 0.0001 arasında değişen su
buharı da bulunmaktadır.
Atmosferin Katmanın Yararları
Koruyucu bir katman
oluşu (UV ışınlardan, meteor taşlarından vb..)
İklim dengeleyici
bir unsur oluşu (Isınma ve ısı kaybını önleyişi
nedeniyle)
Hava Kirliliğinin Etkileri İklime,
Canlı
sağlığına,
Cansız varlıklara
etkileri
GLOBAL ISINMA
(partiküler madde, SO2 artışı,CO2 nedeniyle
Sera etkisiyle oluşan aşırı ısınma
-
*Kutuplardaki buzulların erimesi,
-
*İzostatik dengenin bozulması, Levha hareketleri, Karaların
alçalıp yükselerek yada birbirinden yaklaşıp
uzaklaşmalarıyla oluşan Levha hareketleri,)
-
*Kuraklık Artışları
-
*Deniz Akıntılarına Etkileri
-
*Sürekli Rüzgarlara (Alize,Kutup,Batı rüzgarlarına) Etkileri
-
*Depremler
-
*Canlı Organizmalara Etkisi
OZON Tabakası Ozon
tabakasının yapısı ve tahribi
Yaptığı UV ışınların süzülmeden geçmesine imkan veren
etkiler, zararlı kanserojen etkiler
CFC (Kloro Floro Korbon türüvi Gazlar) nin etkisi kulanım
alanları (Parfüm, buzdolabı,basınçlı tüplervb..)
ASİT Yağışlar Azot oksitler ve kükürt
dioksit içeren dumanlar kömür ve petrol gibi fosil yakıtlar
yandığı zaman çıkar.Bulutlardaki su damlacıkları ve
havadaki su buharı ile birleşen bu dumanlar H2SO4
ve nitrik asitler oluşturur. Fosil yakıt kullanan enerji
santralleri ile pekçok sanayi kuruluşunun bulunduğu
bölgelerde havaya bol olarak kükürt ve azot dioksit verilmekte
olup, bunlar da yağmur suyuyla reaksiyona girerek suyun
asiditesinin yükselmesine neden olmaktadır.Bu olay Asit
yağmuru olarak tanımlanmaktadır. ETKİLERİ
Erozyonun
Tanımı: En kapsamlı ifadesiyle erozyon; katı yeryüzünün
su, rüzgar, çığ, dalga, buzul, gibi dış kuvvetlerin ve
insan etkinliklerinin sonucu aşındırılması ve bu materyalin
başka yerlere taşınmasıdır.
Erozyonun Zararları
Erozyon Türleri
İnsan faktörü
Akarsu erozyonu
Diğer
Canlıların Oluşturduğu Erozyon
Rüzgar Erozyonu
Buzulların
Oluşturduğu Erozyon (Bankiz, Aysberk)
ORMANLARIN
TAHRİBİ
Ormanların yararları
O2 deposu
ve kaynağı
Gıda
Barınma
İklimde denge
unsuru
Su Deposu ve
kaynağı
Ormanların Tahrip Türleri
Kaçak Kesim
Tarla Açma
Asit yağışlar
Yangınlar.....
Ormanda otlatma
Doğal nedenler
(Volkanik, heyelan, çığ, buzul, kuraklık, don vb.)
GERİ DÖNÜŞÜM
Çağımızdaki
atıklar ve geri kazanım
ALTERNATİF ENERJİ KAYNAKLARI
Enerji Kavramı
Alternatif Enerji Kaynaklarının önemi
Hidrolik Enerji
Rüzgar enerjisi
Güneş Enerjisi
Biogaz, Biokütle
(Biomas)
Jeotermal Enerji
Nükleer Enerji