ÇEVRE  BİLİMİ

 

Aşağıdaki konular Yard.Doç Dr. Rüştü ILGAR’ın ders notlarından derlenmiştir.

Bu notlara www.cevre.bolum.net adresinden Çevre Bilim i tıklayarak ta ulaşabilirsiniz.

 

EKOLOJİ : İnsan ve diğer canlılar  birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır. Ekoloji adını ilk kullanım  :1867 yılında Alman Biyolog  Ernest  HAECKEL kullanmıştır

ÇEVRE BİLİMLERİ : Ekoloji , ormancılık, ziraat, tıp, coğrafya, sosyoloji, antropoloji, ekonomi, fizik, kimya, mühendislik, siyasal bilgiler, hukuktan etkilenmiş  disiplinler arası bir bilim dalıdır.

Oysa Çevre Bilimi ve Ekoloji bütünleşmiş aynı anlamda kullanılıyor olmuştur.

 

Ekoloji : Çeşitli türdeki canlıların çevreleri ile uyumlu olarak hayatlarını nasıl sürdürdüklerini ve ihtiyaçlarını nasıl karşıladıklarını  ve çeşitli fonksiyonlarını nasıl oluşturduğunu araştırır. Ekoloji bir canlı türünü ve ortam arasındaki  ilişkilerini incelemektedir.

Ülkemizde milyonlarca bitki ve hayvan türü mevcuttur. Bu canlı fizyolojik organizmaların yapılarında doğal etmenlerden   4 ana madde ağırlıklı olarak bulunmaktadır. Bunlar:

  1. Karbonhidratlar
  2. Yağlar
  3. Proteinler
  4. Nükleik Asitler

Doğada hiçbir canlı tek başına yaşayamaz. Her organizma kendi yaşamını devam ettirmek için bir başka canlıya gereksinim duyar.

             

EKOLOLOJİK   ÇEVRE

 

Canlı Çevre  : Canlının çevresinde bulunun organik yapılı canlılar bütünüdür. Bir derede yaşayan tek bir sazanın canlı çevresi diğer sazanlar ve balık türleri, solucan, yengeçler, kurtçuklar, bitki ve otlar, yosunlar, mikro ve makro organizmalar, derede avlanan ya da geçen insan  vb.. canlı çevresini oluşturur.

Cansız Çevre : Canlının çevresinde bulunun inorganik yapılı bütündür. Kara, su ve hava, su gibi canlıların içinde yaşadığı ortamlardır. Gün ışığı, sıcaklık,ortamın fiziksel ve kimyasal özellikleri   vb..

Toprak, sadece litosfer, hava  sadece atmosfer değildir.İçindeki bütünleriyle yansıtılır.

.

                                       

EKOSİSTEM

 

A- Belli bir alanda yaşayan ve birbirileriyle sürekli etkileşim içinde olan canlılar ile cansız çevrelerin oluşturduğu bütüne  ekosistem denir.

B- Geniş anlamda sınırları belli bir alanda yaşayan Üreticiler,Tüketiciler, Ayrıştırıcılar cansız çevreden oluşan Enerji Akımı, Mineral döngüleri, populasyon  denetim işlevini  kapsayan  birime  ekosistem  denir.

 

Çeşitli Ekolojik Kavramlar                                                                                   :

 

Ekosfer       : Dünya Ekosistemi. Biyosferdeki  canlılar ile bunların çevreyi.

Niş              : (Görev) bir organizmanın ya da populasyonun ekosistemdeki görevi.

Detrius        : Çürümekte olan organik madde.

Biyosfer       :  Canlı Küre = Ekosfer

Populasyon :  belli bir bölgede yaşayan aynı türden bireylerden oluşan topluluk.

 

SİSTEM

 

Birbirleriyle  etkileşim   içinde olan  bağımlı  parçaların oluşturduğu  bütüne sistem  denir.

                   

 Doğal   Sistemler   2’ ye ayrılır  :

  1. Açık    sistemler   :  İşlevlerini sürdürebilmek için dışardan sürekli olarak  bazı girdiler alırlar. Bunları bünyesinde değiştirip çıktı üretirler.

--------> Enerji, Madde

<-------  Isı, kullanmadıkları madde

  1. Sibernetik sistem :  Öz denetimli sistemlerdir. Kendi kendilerini  denetler. Herhangi bir sapma olacak olursa başka mekanizmalar devreye girer. ( Farelerin aşırı üremesi sonucu.... )

                      

                             EKOSİSTEMLERİN ÖĞELERİ

 

Canlı Öğeleri ( Biyotik )                                  Cansız Öğeler

a) Üreticiler                                                   a) İnorganik Maddeler

b) Tüketiciler (Birincil, İkincil )                       b) Organik Maddeler                                          

c) Ayrıştırıcılar                                              c) Fiziksel  Etmenler

 

Açıklamaları derste anlatılan notlarda

 

                               EKOSİSTEM  İŞLEVLERİ 

Ekosistem canlı ve cansız öğeleri   3  temel işlevle  birbirine bağlanır.

a) Enerji Akımı  :   

                     

Güneş Enerjisi-----> Üreticiler -----> I. Tüketici ------> II. Tüketici

                                         / /                         / /                        / /

         Ayrıştırıcılar

                                                                                   

 

 

b)Madde Döngüsü  :  Güneş enerjisi  hariç  Su, CO2, İnorganik Kimya (Azot, Nitrojen, Fosfor, Mg, CO2 )

 

Temel Üreticiler-------> I. Tüketiciler--------> II. Tüketiciler                                                                                   

            \ \      / /                            / /                            / /

                        Ayrıştırıcılar

 

c) Populasyon Denetimleri : Populasyon denetimleri geri beslenme mekanizmasıyla  olur.

Bir canlı tükettiği canlı ya da  endeksli olarak artar veya   azalır. Örneğin ; leyleklerin artması ya da azalması tükettiği yiyecek kıtlığı ya da fazlalığına göre değişir.

Havanın sıcaklığı, soğukluğu, beslenme, hastalık, avlanma, mekanın yetersizliği vb..

 

                    EKOSİSTEMDEKİ  FALİYETLER 

 

  1. Enerji Döngüsü  :

              

      Güneş Enerjisi-----> Üreticiler -----> I. Tüketici ------> II. Tüketici

                                         / /                         / /                        / /

         Ayrıştırıcılar

                                                     

 

Güneşten gelen enerji et oburlara doğru sürekli akım halindedir. Tekyönlü olan bu akım ile gelen enerji bitki organizmalarınca fotosentez ile özümlenir (çıktı). Kullanımla bir kısmı harcanır kalan kısmı  I’cil  Tüketicilerin tüketmesiyle onlara aktarılır. Ya  da ölümleriyle ayrıştırıcılar tarafından kimyasal enerjileri absorbe edilir. I. Tüketicilerdeki gibi, II’cil Tüketicilerde de aynı mekanizma  işletilir. Denge ekosisteminde giren enerji ile çıkan enerji eşittir.

 

2. Madde Döngüsü  :

-- Su

--Güneş ışığı

--CO2

--İnorganik   maddeler

 

Temel Üreticiler-------> I. Tüketiciler-------->II.  Tüketiciler                                                                                   

               \ \      / /                            / /                            / /

                         Ayrıştırıcılar


          \\ //

Dokularındaki  birikme-----> Bunları tüketen  I’cil tüketicilerin dokularında toplanır. (Tüketen II’cil tüketiciler)

Bu madde döngüsü yoluyla bazen insanlara   kadar olumsuz degredasyon değişimler olur. Örneğin topraklarda ana materyalinde bulunan aktif maddelerden Toryum, Potasyum, Radyum ve Radon suda çözününce su kaynaklarına ve bitkilere geçer. Bitkiler tarafından özümlenerek organik yapıya geçer. Radyasyona karşılık dayanıklı olduklarından bitkiler üzerinde zararlı bir etki görülemez. Ancak bu rayonaklidler bitki hücrelerinde birikerek bu bitkileri yiyen hayvan ya da insanlar için büyük tehlike oluşturur. Ayrıştırıcılar önemlidir: Üreticiler fotosentez yapamaz olur. Bu da madde döngüsünü bitirir. Eğer alınan madde ortama dönmezse ortam inorganik madde açısından fakirleşir.

 

3.Populasyon  Denetimleri :

Populasyon, ekosistemin canlı ve cansız unsurları sürekli denetler. Bir göldeki balık populasyonun denetimi o bölgedeki avlanan kuş ve insanlarca denetlenirken, gölün fiziksel osinografik şartlarıda bu denetim  de görev alır.Örneğin, havaların aşırı soğuması, buz tutma, O2 azlığı ve ölümler. Ortama giren zararlı unsurlar, hastalık, çevre kirliliği, kıtlık, üreme eksikliği  vb..

                                         

BESİN   ZİNCİRİ

              

  1. Beslenme ilişkilendirme genel olarak besin  zincirinin üst halkalarındaki tüketiciler çoğunlukla  alt halkalardakinden daha büyüktür.

Örneğin : Şahin > Güvercin, Tilki >Tavşan, Palamut > Hamsi

 Sebep : 1. Az emekle

              2. En yüksek enerji

              3. En yüksek besin

Eğer aslan geyik yerine fare tutup beslenmeye kalksa ne kadar emek çaba ve canlıya + zamana ihtiyaç duyardı.

Optimal Beslenme :  En kısa zamanda en yüksek besin enerjisi sağlamanın yanında beslenme esnasında en az  tehlike riskiyle beslenmesidir.

Örnek Deney : İskoçya da Spinachia yediği karidese benzer mysisin ile beslenmektedir.

 

Optimum  deneysel boyu= Büyük olan daha balığın büyük, küçük olan daha küçük tükettiği saptanmıştır (Mide Analizi ). 

      Hayvanın büyük cüssesi ve bu hareketlilik düzeyini sürdürebilmesi için yani çok yüksek olacak enerji girdilerini karşılayabilmesi için çok av bulması gerekecektir. Ancak bazen terside olabilir.

     ---- Mavi balina    birkaç santim boyundaki çok sayıda krill denen planktonları suyun belli derinliğinde ağzını açıp süzgece benzer kemiksel yapılarıyla süzer. Böylece çok miktardan  besini zahmetsizce alır.

Ki bu yüzden büyük canlıları yiyen balinaların aksine mavi balina yırtıcı ve avcı olarak değerlendirilmemektedir.

    ---- Aslan < Zürafadan, Kurtlar <  Bizon Öküzlerinden, Yılanlar < değişik canlılardan, toplu hareket eden  Afrika Karıncaları <  avladıkları büyük hayvanlardan büyüktürler.

  1. Besin zincirinin üst halkalarında yer alan canlıların alt halkalarındaki canlılara oranla sayıları daha azdır. Örneğin :

bitkilerle beslenen  böcek > bunlarla beslenen avcı böcek > küçük kuşlar > şahin

 

 ----- Asalak  ----

Asalak besin zincirinin özelliği, besinin üst halkalarındaki  organizmaların alt halkalarındakinin boyca küçük olması ve bu beslenme esnasında yaşamlarının devamı bir başka canlıya bağlıdır.

Örneğin,  Eşek arısı  yumurtalarını  Tırtılın vücudunun üzerine bırakır. Yumurtadan çıkan eşek arısı kurtçukları, bu kurtçuklara bağlı yaşamlarını idame ettirirler. Bu kurtçuların üzerindeyse protoza  denilen tek hücreli  ergenin yaşar.

Protozolar ise bünyelerine bakteri bulundurur.

 Tırtıl  >  Eşek Arısı kurtçuğu  > Protoza  >  Bakteri

 

Yine   İnsan >  Tenya

                            

-----Detrius -----

Çürümekte olan organik maddedir. Besin zincirinin girdisidir. Birincil büyük kısmı organik tortu olarak denize yayılır.  Örneğin,  Kefal  Detrius’la beslenir. Bu yüzden sığ sularda, koylarda, lagünlerde, nehir  ağızlarında  bol bulunur.

 

 ---- Ötrofikasyon ----

       Besleyici maddelerin oluşturduğu kirlenme türüdür. Deniz, Akarsu ve göllerde en belirgin kirlenme türüdür.

       Besleyici tuzların gölü veya denizi zenginleştirince aşırı miktarda  Alg ve Yosun türü üretimi artar. Bu alglerin veya yosunların dibe çöküp ayrışması için O2  ye ihtiyaç duyarlar ve O2  tüketilir. Dipte  O2  tükenir ve Hidrojen sülfat  gazı ortaya çıkar.( Çürük yumurta kokusudur. Bu zehirli gaz suyun karışmasıyla zaman zaman  yüzeye çıkar ve kokular yayılır)  Suyun yeşil ve bulanık renge bürünmesinin nedeni ; bu aşırı alg artımıdır. Akarsularda ve kanalizasyon sularıyla  göle ya da denizlerde  Ötrofikasyon  rastlanır. Burada yaşayan diğer canlılar  turizm,  eğlence, rekreasyon imkanlarını kısıtlamaktadır.

 

BESİN   AĞLARININ   İNCELENMESİ

  1. Doğrudan Sayım – Gözlem :

Örneğin, gül bitleri sadece ----> gül bitkisiyle beslenir. Bu beslenme türü doğrudan sayılabilir.

Ancak böceklerin beslendiği gül bitiyle, gül bitkisini kuşlarda yer. Bu beslenmeyi doğrudan sayımla saptamak oldukça zordur

Aslanlar sadece ------> Zebra değil, Yaban Sığırı da,Geyik de yer.

 Sırtlanlar aslanların öldürdüğü Zebralarla beslendiği sanılırken gece görüşüyle tam tersi olduğu, gündüz sırtlanların kaçtığı görüldü.

  1. Mide Analizi  : Canlılar yakalanıp midelerinde ne yediklerine bakılır. Ancak zorluklar vardır. Mideden çıkan malzeme ayrıntılı görülememektedir (Ezilmiş olduğundan). Her canlı mevsimsel olarak farklı şeyler yemekte  örneğin : Kalkan balığı 4 aya kadar –plankton , 4 ay – 1 yaş  olup omurgasızlaşan ufak balıkları, 4 yaş olup – plojik ( üst sularda) balıkları  hamsi, sardalye,
  2. Laboratuar Yöntemi : Bu bitkiye radyoaktif Fosfor  P-32 verildi. İlk radyoaktivite Ağustos  Böceğinde görüldü, daha sonra karınca da görüldü, İkincil olarak  ot obur—çekirgelerde bulundu. Örümcekte de radyoaktiviteye rastlandı.

               

CANLILAR  ARASINDAKİ BESLENME İLİŞKİLERİ

 

             Organizmaların beslenme ilişkileri genellikle

Ayrı Türdeki canlılar arasında beslenme: Örneğin :tilki, tilkiyi yemez ama tam terside olabilir. Balık, balığı  yemez. Örnek: bir çöl örümceği erkeğini yer.

Aynı türden canlılar arasında beslenme: balıklar balıkta yiyebilirler.

Ornivor: Kuzu ot yer.

            Sembiyoz (ortak yaşam) : Örneğin , Deniz yosunu türünden bazı organizmalar , fungus türü organizmalarla bir araya gelirler ve likenli denilen bitkileri canlıları oluştururlar. Fungus organizması özel kök ve enzim sistemleri cansız ortamdan ( havadan) su ve mineral maddeleri çıkarır. Yosun türü canlı ise bu maddelerin fotosentezde kullanarak her iki tarafı kullanacağı organik maddeleri üretir.

            İşbirliği şeklinde beslenme ilişkisi :Aynı türdeki örneğin, arılardan bir beslenme yeri bulunan bal arısı diğerlerine haber verir. Kurtlar bir araya gelip toplu hareket ederler

Parazit: Zorunlu ise, Bit, Kene= parazit                                      

 

                   

EKOLOJİK  İLİŞKİLER

 

  1. Bağlılık  : Canlılar birbirinin devamı, ona bağlı hayvanlar önemli gıdası

Acı bitkisi toprağa her yıl  gömülmediği halde yetişemez. Sincaplar gömüp diğer yıl yetişmesini sağlar. Arı, böcek ve kuşlar bitkileri bacak ve kanatlıyla aşılaması

  1. Sınırlama  : Hiçbir organizma sonsuza kadar büyüyemez.
  2. Zincir ve Kenetleme : İnsanların yaşayabilmesi için bitkilere ve fotosenteze ihtiyaç vardır.

 

CANLI  VE   CANSIZ  İLİŞKİLERİ

          Ortamdaki maddeleri tüketir. Örneğin bitkiler büyüyebilmek için nitrat ve fosfatı alırlar. Cansız çevrenin fiziksel ve kimyasal yapısını değiştirirler. Örneğin,  Baklagiller üzerinde büyüdükleri toprağın kimyasal yapısını etkiler, Azot miktarını artırırlar. Örneğin,  yer solucanları toprağı yutarak ufalar, Kalsiyum Karbonat oluşumuna aracı olurlar.

        Ortama yeni madde girişi sağlarlar. 4,5  Milyar  yıl önce denizdeki mikroskobik bitkiler atmosferdeki   O2  oluşturmuşlardır. Olumsuz etkileşimde insanın rolü oldukça fazladır.

 

 

EKOLOJİK   YAKLAŞIMLAR

 

  1. Bütünsel Yaklaşım  : Bir problemle karşılaşıldı. Ayrıntıları hiç düşünmeden  direkt o problemİ çözmeye yönelik olan yaklaşımdır. Örneğin,  sıtma için  DDT  kullanmak.
  2. İndirgemeli  Yaklaşım:Bu yaklaşımda bir problem parçalara  bölünmekte parçalar  tek tek  çalışılarak problemleri  çözmeye  çalışılır. Genel teknik yaklaşım  uydu, TV, manyetik alana yönelik etkileşimli faktörlerde hep bu yönde çalışılır.

 

 

EKOLOJİYLE  ETKİLEŞİMDEKİ  ANA BİLİM DALLARI

 

Sosyoloji     : Şehir içindeki insan ilişkileri, gurup davranışları ile  katlıda bulunur.

Antropoloji  : İlkel toplumlardaki, ilk insan çevre ilişkisiyle katkıda bulunur.

Psikoloji      : İnsan-çevre karşılıklı  etkileşimi  ve  bıraktığı etkiler.

İktisat          : Kısıtlayıcı ve yönlendirici etkileri.

Coğrafya     : Çevre, Doğal kaynaklar, fiziki faktörler ile

Siyaset        : Siyasal kurumların yön verici şartları.

Biyoloji        : Flora ve faunanın ekolojik etkileşimleri.

Tıp Bilimi     : Çevre koşullarının sağlığa etkileri.

Mimarlık      : Peyzaj, Park, Yeşil alan, Yol,Mimari, Şehir planı

Ziraat           :Tarım ilaçları, Zararlarla mücadele,Toprak üretimi.

 

                  

TÜKİYE DE  İLK ÇEVRE  SORUNLARI  İLE  İLGİLİ  ÇALIŞMALAR

 

----- 1940 Yıllarında  Alman tarım profesörü  Christiangen  VENİGER,  Türkiye de  ilk kez,  Türkiye’deki  Toprak erozyonunu el alan eser yayınlandı. 1950’li yılların  başında erozyon etütleri yapıldı.

------1940’li yıllarda ilk su kirlilik etütleri Haliç’te yapıldı. 1960’lı yılların ortalarında  İzmir ve İzmit  Körfezleri,1970’li yıllarda Mersin, Simav, Ankara, Sakarya nehirlerinde, Sapanca ve Tuz  göllerinde kirlilik çalışmaları yapıldı.(1970)

------ Hava kirliliği 1960’lı yılların başında,  Murgul  işletmesinin  ortama yaydığı gazdan dolayı yapıldı.  Aynı  yıllarda Ankara’da da ölçümle yapıldı.

 

EKOLOJİK   DÖNGÜLER

SU DÖNGÜSÜ: Su döngüsünün sağlıklı çalıştığı alanlar bitki örtüsünün zengin olduğu alanlar olduğu saptanmış. Örneğin su döngüsü Brezilya’nın zengin ormanlarında, otluk çalılık alanlardan 2 kat,  çıplak alanlarından 10 kat daha fazladır.

        Ağaçların kesildiği  ABD’nin ticari orman alanlarının 3 yıl içinde yabani ot öldürücü ilaçlar kullanıldığından su ve besleyici tuz bütçelerinin çok değiştiği görülmüştür. Artan su çıktısıyla akan kalsiyum 6 kat, azot 15 kat azalmıştır. Ancak besleyici tuzların yeniden dengeye girmesi 10-15 yıl kadar zaman gerektirmektedir.

Venezuela’nın tropikal ormanlarında ormanın besleyici tuz rezervlerinin (Ca, K, Mg) sadece % 8 inorganik olarak topraktan %92’si organik olarak  canlı dokulardan ayrışmamış bitki kalıntısından almaktadır.

 

Sonuç: Orman alanlarından tropikler ile ılıman alanlar arasında farklar vardır. Çıplak kalan alanlarda tropikal orman 1 daha yeşerememektedir. Üst toprağın yapısı bozulduğundan erozyon ile fosfat sistemden uzaklaşmaktadır. Bu durumda doğal bitki örtüsü yok olmakta su ve besleyici tuz çıktısı artmaktadır. Topraktan akıp giden gübrenin yerine yenisinin konulması gerekmektedir. Hayvan gübresi gibi organik gübrelerden daha uzun süre kalmaktadır. Yavaş yavaş ayrışmakta suda ise az çözünmektedir. Sentetik gübre ise daha hızlı akıp gitmektedir.

Çağdaş sanayileşmiş toplumlardaysa  biyolojik üretim/tüketim döngüsü kırılmış gübre, dışkı, bitki artıklarının arıtmaya tabi tutulmuş yerini kimyasal gübreler almıştır.

 Kademe

1.       Arıtma elek ve süzgeç ile tutulur ancak deşarja uygun değildir.

2.       Arıtma BOD(Organik içeriği)azalır. Pompayla hava verilir. Organik maddeler ayrıştırılır.

3.       Suya kireç ve bazı kimyasallar eklenerek fosfat ve diğer tuzlar çöktürülür.

·         Arıtmayla içilebilir kalitede su elde edilebilmektedir. Ancak pahalıdır. Kanalizasyon suları Avrupa ve  ABD de sulama suyu olarak    kullanılmaktadır.

·         Endonezya’da organik madde oranı yüksek atık sular nehirlere karışınca yüksek balık üretimi yapılmakta(sayı ve boyca)  ancak bulaşıcı hastalıklar görülmektedir. Halka bu balıkların  iyi pişirilmesi öğütlenmektedir.

 

BİYOLOJİK BİRİKİM

 

1-Biyolojik birikime neden olan maddeler organizmalarda kimyasal ve biyolojik olarak zor ayrışmakta yada parçalanmaktadır.Buda canlı yaşamını tehdit etmektedir.

Çevredeki ve yiyeceklerdeki kimyasallar önce küçük yaşta alerji-orta yaşta gelişim,

solunum, kalp, kanser ileri yaşlarda ölüm

Örneğin:Asit yağışlar önce     1.Bitkinin büyümesini yavaşlatmakta

                                             2.Cılız kalma, direnç bozukluğu

                                             3.Hastalık

Ölüm

Hastalık

Sağlık Bozukluğu

Fizyolojik etki

 

                                             4.Ölüm

 

 

 

 


2-Bu maddeler suda değil daha ziyade yağda çözünmektedir. Bu maddelerin canlı organizmaların yağ dokularında biriktiğinden dışkı, terleme, solunum yolarıyla atılması imkansızdır.

3- Bu maddeler termodinamik kanunu gereğince besin zincirinin çalışmasını engelleyerek enerji aktarımını olumsuz etkilerler.

CİVA:Tıpta,sanayide, basınç, boya, ampul, tohumluk buğday ilaçlanması mantar ve küf için kullanılır. Irakta tohumluk buğdaylar hayvan yemi ve ekmek yapımında kullanılınca 459 kişi öldü. Civanın miktarı ve vücuttan 70 günde atılıyor. Beyne, böbrek, karaciğere, nörolojik bozukluklar körlük vb..

Her yıl maden çıkarmakla  %50’si ile diğer kısmı ise doğal olarak çıkmakta %50 civa ortamı etkilemektedir. (Aşağı yukarı eşittir.) Civa denizlerde, birikinti kayalarda depolanmış.

KURŞUN:Otomobiller ve benzin,daha önce su boruları ve boyalar kurşunlanırdı.Roma imparatorluğu şarap küplerinin sırlarını kurşunla yapmışlar.Zengin Romalıların iskeletlerinde yüksek kurşun konsantrasyon fakirler ve parasızlarda kölelerde az miktarda kurşun çıkmıştır.(%90 günümüzde eksozdur.)

KADMİNYUM:Şehir havası ve sigara dumanında kadminyum olduğu saptanmıştır. Her gün alınan milyonda 0,1 oranındaki doz erken ölüme, 0,08 oranı böbrek hastalıklarına yol açmaktadır. Japonya’da 1955-68 yıllarında eklemlerde oluşturduğu kalsiyum kaybı nedeniyle büyük acıyla ölümlere yol açmıştır.100 kişi ölmüş (Japonca itai-itai, Türkçe ay-ay hastalığı)

Sr -90(stronsiyum 90):28 yıl uzun ömürlü radyoaktif maddelerdir.

Cs-137(sezyum 137):33 yılda (yarılanma ömrü)

I-131(Radyoaktif iyot 131): Kısa süreli 8 günde yarılanır.

Radyoaktif iyot(I-131): Dolaşım sistemine karışınca tirid bezince seçilir ve tutulur. Örneğin radyoaktif iyotla kirli çöl bitkileriyle beslenen çöl tavşanlarında bitkilerden 500 kat fazla birikim görülür.

Stronsiyum- 90(Sr-90): Biyokimyasal yönden kalsiyuma benzer. Kemiklerde birikir.Örneğin nükleer santralden göle karışan Sr-90 gölün en üst etoburunun kemiklerinde 3000 kata ulaşır.

Sezyum-137(Cs-137): Potasyuma benzer. Kaş ve bazı iç organlarda birikir.

PCB(Poliklorürlü bifenil) ve DDT:Suda erimeyip yağda çözünürler.Hem biyolojik hemde kimyasal olarak zor ayrışırlar.

PCB: DDT’den daha dayanıklıdır ve daha fazla birikime neden olur. Yüksek dozda karaciğer kanserine neden olmaktadır. PCB karışan pirinç yağından dolayı 1000 kadar Japon 1968 yılında cilt, deri, karaciğer hastalığına tutulmuştur.

DDT: Milyonda 0,6-6 oranda DDT karidesleri öldürebilirken buna karşılık balık yiyen avcı kuşlarda ve memelilerde direk ölüm olmaz. Etkisi yumurtaların kabuğu incelmiş, kırılmalar olmuş, yavru civciv çıkmadığından populasyon azalmış.

PAH: (Poliaromatik hidrokarbon)

LAS: (Linea Alkıl Sulfat)

 

Aşağıdaki derslerde anlatılan notlar konu başlıklarıyla verilmiştir. Düzenli not tutanlardan temin edilmesinde yarar vardır.

 

EKOSİSTEMİN MEKAN BİRİMLERİ

Biyom

Ekotop

Ekoton

Habitat

Dünya ekosistemi çok sayıda ve değişik büyüklükteki ekosistemlerden oluşan bir komplekstir. Boyutsal olarak en geniş olanı Biyom denir. Makroklima bölgelerine bağlı olarak oluşmuşlardır.Tundra, step, çöl, iğne yapraklı orman, Akdeniz iklim bölgesi biyomu gibi..

                Her biyomun içinde daha küçük alanda farklılık gösteren mekanlara ekotop denir. Ekosistemler arasında geçiş özelliği gösteren ekosistemlere ekoton denir.

Niş:Organik toplulukların yaşadığı küçük boyutlu mekanı ve bu mekanın organik topluluklara etkisini gösterir.

 

 

EKOSİSTEM DEĞİŞİMİ

Homeostatik Denge: Ekosistemde üretim ve tüketim arasındaki dengeye denir.

Suksesyon: Bir ekosistemin ortamda meydana gelen değişiklikler neticesinde yerini bir başka ekosisteme bırakmasına denir. Örneğin Orta Karadeniz’in ilkel nemli ormanları yerini psodomakiye, İç Anadolu ormanları step-antropojen step göl ekosistemi yerini bataklık ekosistemine bırakır.

Klimaks: Ortam koşullarına tam uyum ve azami gelişme gösteren ekosistemlerin nihai erişmiş ekosistemine denir. Bir orman yangınından sonra doğal yapıya uygun olarak önce çayırlar, fundalık ve bataklık zamanla güçlü ağaçlar ve iklime uygun bitkiler gelişir. Buna klimaks denir.

  Doğal suksesyon, doğal yangın, alüvyonlaşma, delta büyümesi, kumullaşma

  Beşeri suksesyon, Artan nüfus, değişen ekonomik faaliyetler

Ortam: Canlı varlıkların hayati bağlarla bağlı oldukları ve aynı zamanda etkilendikleri mekan birimine denir.

Çevre: Canlının çevresi

Ortam kullanılması daha uygun çünkü sadece canlı varlığın veya varlıkların çevresi ve çevresel etkileri değil bizzat üzerinde yer aldığı mekanın şartlarını da kapsamış olur.

Homeostatik denge

Süksesyon

Klimaks

Ortam

Çevre

 

ENERJİ PİRAMİDİ

üst tüketici

etobur

otoburlar

I.üreticiler

Kornivor

Herbivor

%10 yasası:Temel üreticiler fotosentezden aldıkları enerjiyi kimyasal enerjiye çevirirler ve otobura geçer. Bir bitki 1000cal güneş enerjisini 100cal besin enerjisine çevirir. Aynı zincirde insana ulaşan enerji 1cal düşer. Başka bir bakış açısıyla bitkisel besinlerle 100 milyon kişi beslenebilecekken hayvansal proteinlerle 10 milyon kişi beslenebilmektedir. Nitekim bitkisel beslenme hayvansal proteine göre daha verimlidir.

                                                                                Örnekler

Orman ekosistemi

Göl Ekosistemi

 

 

POPULASYON EKOLOJİSİ

 

Populasyon: Belli bir mekanda yaşayan aynı türden bireylerin oluşturduğu topluluğa populasyon denir. Örneğin bir adadaki serçe ile diğer adadaki serçeler ayrı birer tür olmalarına rağmen aynı populasyonlardır. Aynı durum yan yana iki farklı gölde yaşayan sazanlarda aynı populasyonlardır.

Tür: Potansiyel olarak birbirleriyle çiftleşebilen ve üreme yeteneğine sahip yavru yetiştirebilen bireyler topluluğudur. Örneğin katır bir tür değildir.

-Kesin coğrafi sınırlarla ayrılamazlar.

-Populasyon başka topluluklara karışma derecesindedir. Örneğin balık ve çekirgeler sürüsü populasyon sayılmaz çünkü sonra ayrılırlar.

-Çok geniş alanlara yayılabilir. Güneybatı Toroslardaki Alageyik populasyonu

-Bireyler tek tek populasyonun genel özelliklerini sergiler.

Dağılımı, yayılımı değişir.

Populasyon Dinamiği: Geniş anlamda populasyonla ilgili tüm sayısal hesapları kapsar. Dar anlamıyla bir populasyonda zamanla meydana gelen sayısal değişimlerin incelenmesidir.

Geometrik Artış-Aritmetik Artış: Örneğin 100 bireylik bir canlı populasyonu yılda 50 birey çoğalırsa 3 yılda toplam 150 birey+100=250 birey olur. Bu tür artışa aritmetik artış denir.

          Ancak 1.yıl-50

                     2.yıl-75

                     3.yıl-112 Toplam 337 birey olur. Buna geometrik artış denir. Tüm populasyonlar geometrik olarak çoğalırlar. Bir ev sineği 120 yumurta bırakır. Bunların 60 çeşidi bol su her kuşakta 60 kat artış olur. Örneğin bir aile 4 çocuk yapsa çocukları da 4 çocuk yapsa geometrik artış şu şekilde olur. 2  4  8  16  32  64......

                   İngiliz Thomas Malthus 1798’de ortaya sürdüğü görüşe göre dünya nüfusu geometrik diziyle artmaktadır. Tarımda ilerlemeler ise kısa sürede o toplum için bir avantaj sağlar. Uzun sürede insan nüfusu diziye göre fakat tarım üretimi aritmetik diziye göre arttığından dünya nüfusunu besleyemeyecek diye ifade etmektedir.

Demografik Geçiş Kavramı: Tüm toplumlarda hem doğum  hem ölüm yüksek. Sanayi toplumlarında her ikisi de düşüktür. Günümüz sanayi toplulukları zamanında tarım toplumu olduklarından zamanla düşük ölüm ve doğuma geçmişlerdir. Bu geçişe demografik geçiş denir.   

    

 

BİYOLOJİK KONTROL

Kavram: Çeşitli zararlılarla mücade için, bu zararlılara karşı kimyasal zehirler dediğimiz biyositlerin yerine o zararlıların doğal düşmanlarının kullanılmasına denir.

 

Kimyasal mücadelenin Tehlikeleri:Hedef organizmayı değil tüm çevrede tehdit unsur olmaktadır.

                                                      Besin zinciri yoluyla o kimyasala maruz kalmamış bir çok canlı etkilenmektedir.

                                                      Hedef organizmaların doğal seçilim (selleksiyon) yoluyla daha bağışıklık kazanmışları hayatta kalması sağlanarak  zehirle dirençli zararlılar oluşturulmakta

                                                      Kısa zamanda zararlı azalınca zararlının düşmanları olan türler düşmansız kalıp aşırı artmakta. Bir kanalla çoğalan zararlı besini artışına (düşmanları) bağlı olarak bu defa daha iyi beslenmekte ve çoğalmaktadır.

                                                       Hedeflenen organizma bazen ortadan kalkmakta ama onun düşmanı olan bir başka zararlı düşmansız kaldığı için çoğalıp yeni bir zararlının türemesine zemin hazırlanmakta

 

 

Zararlılarla mücadele yöntemleri 1-Düşman avcı böcek yada canlıları kullanmak:Örneğin Artvin Şavşat ve Pasot Ormanlarında Doğu Ladinine zarar veren soymuk böceğinin önüne Gürcistan’dan düşman böcek getirilerek (Rhizophogus Grandis) zararlının önünü alınmıştır

                                                    2-Hormon kullanmak:Hormonlu yiyecekler hedef canlıya sunularak cinsel üremeleri önlenmiştir. Örneğin kuşları öldürmeyen ancak yumurta kabuk yapısını incelten hormonlar verilerek kuluçka devresini tamamlamadan yumurtaların kırılması sağlanmıştır. Dolayısıyla üremeleri hormon kullanarak engellenmişti

                                       3-Cinsel çekici koku maddeleri kullanmak: Örneğin orta Avrupa da Çam türlerine zarar veren bir tür için Feromen dediğimiz plastik borulara sürülmüş bileşikle hektara 20-30 adet asılarak mücadele yoluna gidilmiştir

                                                   4-Zaarlı böcek ve canlılara karşı dirençli ürünler geliştirerek.Genetik yapılarına müdahale ile. Örneğin ABD de buğdaylardaki bir tür zararlı olan sap küfüne karşı direnç sağlayan genler aşılanarak zararlı etkileşim minimuma indirgenmiştir.

                                                    5-Mono kültürden kaçınmak.mono kültür zararlının daha hızlı ilerlemesini ve çoğalmasını geniş alanlara yayılmasını sağladığından bunun önüne geçilmelidir.

 

SU KİRLİLİĞİ

Suyun yerkürede bulunuşu       Okyanus ve denizler

                                                Buzullar

                                               Akarsu ve Göller

Yer altı suları

Atmosferdeki Su Buharı (Yağmur, Dolu, Kar, Kırağı, Kırç, Çiğ, Sis)

Su faydaları / kullanım alanları  Yaşamsal faaliyetler

İklim dengeleyici özelliği

Tarımsal üretimlerdeki zaruret

Sanayideki zaruret (örneğin  1ton kağıt elde etmek için 350 ton su gerekli)

Dinsel amaçlı kullanımlar

Su kirliği kavramı : Suyun yararlı kullanımını etkileyecek miktarda kimyasal, fiziksel yada biyolojik maddelerin katılmasıyla kalitesinin bozulmasını ifade eder.

 

Su kalitesi (ph, Sıcaklık, AKM,BOİ,ÇO,KOİ,TOK, Koliform, Radyo Aktif Elementler)

 

Suyun kirlenme türleri   Fiziksel kirlilik

                                   Kimyasal kirlilik

                                      Biyolojik kirlilik

 

 

TOPRAK KİRLİLİĞİ

Toprağın Genel Özellikleri: Tekstürü, Horizonları (A,B,C ve Anakaya)

Toprağın Yararları (Yer kürenin ısınmasındaki rolü, üretimdeki rolü, yaşama mekanı, suyun filtresi, vb)

Toprak Kirliliği

Hatalı sulama

Hatalı gübreleme

Kentsel atıklar

Endüstriyel Atıklar

Yanlış Yapılaşma

Toprak Türleri a)Taşınmış Topraklar-Alüvyonlar

                       b)Yerli Topraklar:

                                Kurak-Yarıkurak  Bölgelerde: Boz topraklar, terra rozalar, çernozyumlar, kestane renkli bozkır toprakları, çöl toprakları

                                Soğuk Nemli Bölgelerde:Tundra , potzollar

                                Sıcak  Ilıman Kuşakta: Kestane Kestane renkli orman toprakları, Kahverenkli orman toprakları,

                                Nemli sıcak Kuşakta: Lateritler

 

 

HAVA KİRLİLİĞİ

Havanın Bileşimi:     Azot (% 78) ve oksijen ( % 21). Ayrıca, troposferdeki hava % 1’den az argon ve yaklaşık 0.0035 karbondioksit içermektedir. Troposferdeki havada nemli tropiklerde % 5, kutuplarda ise 0.0001 arasında değişen su buharı da bulunmaktadır.

 

Atmosferin Katmanın Yararları

Koruyucu bir katman oluşu (UV ışınlardan, meteor taşlarından vb..)

İklim dengeleyici bir unsur oluşu (Isınma ve ısı kaybını önleyişi nedeniyle)

 

Hava Kirliliğinin Etkileri  İklime,

Canlı sağlığına,

Cansız varlıklara etkileri

 

GLOBAL ISINMA (partiküler madde, SO2 artışı,CO2 nedeniyle Sera etkisiyle oluşan aşırı ısınma

-                                                                                                                    *Kutuplardaki buzulların erimesi,

-                                                                                                                    *İzostatik dengenin bozulması, Levha hareketleri,   Karaların alçalıp yükselerek yada birbirinden yaklaşıp uzaklaşmalarıyla oluşan Levha hareketleri,)

-                                                                                                                    *Kuraklık Artışları

-                                                                                                                    *Deniz Akıntılarına Etkileri

-                                                                                                                    *Sürekli Rüzgarlara (Alize,Kutup,Batı rüzgarlarına) Etkileri

-                                                                                                                    *Depremler

-                                                                                                                    *Canlı Organizmalara Etkisi

OZON Tabakası           Ozon tabakasının yapısı ve tahribi

                                   Yaptığı UV ışınların süzülmeden geçmesine imkan veren etkiler, zararlı kanserojen etkiler

                                   CFC (Kloro Floro Korbon türüvi Gazlar) nin etkisi kulanım alanları (Parfüm, buzdolabı,basınçlı tüplervb..)

 

ASİT Yağışlar Azot oksitler ve kükürt dioksit içeren dumanlar kömür ve petrol gibi fosil yakıtlar yandığı zaman çıkar.Bulutlardaki su damlacıkları ve havadaki su buharı ile birleşen bu dumanlar H2SO4 ve nitrik asitler oluşturur. Fosil yakıt kullanan enerji santralleri ile pekçok sanayi kuruluşunun bulunduğu bölgelerde havaya bol olarak kükürt ve azot dioksit verilmekte olup, bunlar da yağmur suyuyla reaksiyona girerek suyun asiditesinin yükselmesine neden olmaktadır.Bu olay Asit yağmuru olarak tanımlanmaktadır. ETKİLERİ

 

EROZYON

Erozyonun Tanımı: En kapsamlı ifadesiyle erozyon; katı yeryüzünün su, rüzgar, çığ, dalga, buzul, gibi dış kuvvetlerin ve insan etkinliklerinin sonucu aşındırılması ve bu materyalin başka yerlere taşınmasıdır.

Erozyonun Zararları

Erozyon Türleri

İnsan faktörü

Akarsu erozyonu

Diğer Canlıların Oluşturduğu Erozyon

Rüzgar Erozyonu

Buzulların Oluşturduğu Erozyon (Bankiz, Aysberk)

 

 

ORMANLARIN TAHRİBİ

Ormanların yararları

            O2 deposu ve kaynağı

Gıda

Barınma

İklimde denge unsuru

Su Deposu ve kaynağı

Ormanların Tahrip Türleri

Kaçak Kesim

Tarla Açma

Asit yağışlar

Yangınlar.....

Ormanda otlatma

Doğal nedenler (Volkanik, heyelan, çığ, buzul, kuraklık, don vb.)

 

GERİ DÖNÜŞÜM

Çağımızdaki atıklar ve geri kazanım

 

ALTERNATİF ENERJİ KAYNAKLARI

Enerji Kavramı

Alternatif Enerji Kaynaklarının önemi

Hidrolik Enerji

Rüzgar enerjisi

Güneş Enerjisi

Biogaz, Biokütle (Biomas)

Jeotermal Enerji

Nükleer Enerji

   Geri / Ana Sayfa / Pencereyi Kapat